Blog

Başarılı Olmak için Bir Şeylerden Fedakarlık Etmek Gerekir mi?

Başarılı Olmak için Bir Şeylerden Fedakarlık Etmek Gerekir mi?

Eminim ki hepimizin hayatında zamana karşı bir yarış söz konusu. Sınava, işe ya da başka bir yere yetişmek ve sonrası. Yapmak istediklerimiz için 24 saat yeterli gelmiyor ve zaman durdurulması mümkün olmayan yegane şeydir. Peki durum böyle olunca ne yapmalıyız? 

Akla hemen "fedakarlık" kavramı gelmiş olabilir ki genel anlamda birçoğumuzun yapmayı tercih ettiği şey bu olur. Peki buna gerçekten gerek var mı? 

Hayır yok!

Bir şeyleri başarmak, elbette cümle içerisinde kullanıldığında dahi insanda zorluk hissiyatı verebiliyor ki doğrudur. Eğer ki söz geçiremediğimiz zamana rağmen kendi dilediğimiz gibi bir hayat geçirmek istiyorsak o zaman yapmamız gereken hiç kuşkusuz ki sıkı ve düzenli çalışmamız gerekir. Çünkü kaliteli yaşam sürmek için her saniyenin kıymetini bilmek zorundayız demektir. Ama yine de bu cümleler sırf başarıya ulaşmak için bir şeylerden vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmez. 

Enseyi karartmayın, gelin bir şeyleri elde edebilmek adına bir şeyleri feda etmeden nasıl davranabiliriz ona odaklanalım, zira bir şeyleri elde etmek uğruna fedakarlık ediyorsanız bu kesinlikle faydasızdır.

İlk olarak sosyalliğinizi rafa kaldırmayı düşünürsünüz değil mi? Çünkü bu zamandan tasarruf ettirebileceği gibi maddi yönden de sizlere fayda sağlayabilir. Evde geçireceğiniz zaman zarfında okumanız gerekenleri yapabilir, işlerinize yetişebilir ve cebinizi de diri tutabilirsiniz. Ha sosyallikten vazgeçemiyorsanız da yaz ya da kış tatilinizden vazgeçmeyi düşünebilirsiniz ki son dönemlerde iş konusunda fedakarlık söz konusu olduğunda birçok insan buna başvuruyor.

Bizler kendi sınırlarımızda bu şekilde çizdiğimizde sizce fedakar mı olmuş oluyoruz? Eğer öyle düşünüyorsanız hemen vazgeçin çünkü hayal kırıklığı yaşamak ya da yaşatmak hiç güzel bir şey değil, onun yerine yapmamız gereken şeyler aynen şöyle;

 


Önceliklerinizi belirleyin

Bu nasıl aklıma gelmez, bu kadar basit bir şey demeyin çünkü ödün vermek bilimsel bir şekilde daha kolay geliyor. 

Evet arkadaşlar, şu dakikadan itibaren artık eyleme döktüğümüz her şeye bir "seçim" gözüyle bakmaya başlıyoruz. Yani kimse aslında sizleri sabahtan akşama dek çalışmaya zorlamıyor, kimse size boş vaktinizi harcama konusunda baskı yapmıyor çünkü bu sizin kendi tercihiniz. Böyle olunca sizler de kendinizi suçlu hissetmekten kurtulabilirsiniz zira ödün vermek kavramı ile seçim yapmak kavramı arasında dağlar kadar fark vardır ve bu sayede omuzlarınızdan yükü indirebilirsiniz.

 

Dip not: Siz siz olun, hayatınızın başından sonuna dek kimsenin hayatı ile kendinizi kıyaslamayın ya da kıyaslamalarına izin vermeyin. Çünkü komşunun uslu ve akıllı çocuğu asla bitmez.


İş Hayatı vs Gerçek Hayat

En çok atladığımız noktalardan bir tanesi ise kendimizi inandırmış olduğumuz iş ile gerçek hayatı dengede tutabildiğimiz kanısına varmamızdır ki böyle bir şey kesinlikle yoktur, zaten anlamak için mesai saatlerini 24 saatten çıkarttığımızda uykuyu da hesaba katmazsak işe günün büyük bölümünde zaman ayırdığımızı kolaylıkla söyleyebiliriz.

Eğer iş hayatınızın gerçek hayatınızın önüne geçsin istemiyorsanız da yapmanız gereken şey, yaşam standartlarınıza ve tarzınıza göre bir kariyer hedefi koymaktır. Güçlü yönlerinizi keşfedin, belki çalışma saatleriniz size iş hissiyatı vermiyorsa sizler için günün büyük bir kısmı keyifli geçebilir.

Bunu nasıl başarabilirim? diye kendinize sormanıza gerek yok, önceliğinizi keyif aldığınız konulardan oluşturun, güçlü yanlarınızı bir kenara yazın ve daha sonra üzerine gidin. Bu size eğlenceyi de beraberinde getirir, ayrıca kendini rahat hisseden insanlar üretkenlik konusunda da büyük adımlar atabilirler.

Ve günün sonunda baktığınızda aslında iki ana başlık da aynı konuya çıkıyor. 

Evet arkadaşlar, bir şeyleri feda etmeye kalkmadan önceliklerinizi doğru belirlerseniz, hayatınız boyunca keşkeleriniz ve acabalarınız asgari boyutlarda kalır ve bu kadar az kalan kavramları kolayca ortadan kaldırabilirsiniz.

Disney'in başyapıtı olarak adlandırılan Aslan Kral filminde geçen bir sahne ile veda etmek istedim.

Bu sahnede herkes Simba babası ile karşılaşıyor sansa da aslında kahramanımız pişmanlıklarıyla yüzleşiyor ve sonrasında terk ettiği tahtını geri almayı başarıyor. Vazgeçtiğiniz şey kendi hayatınız olmasın!

 

 

Bu blog ile alakalı daha fazla bilgi almak için e-mail adresinizi yazabilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar 0

    Giriş Yapın! Yorum yapmak için giriş yapın..