Blog

Edebiyat Severlerin Keşfetmesi Gereken Yazar: Sadık Hidayet

Edebiyat Severlerin Keşfetmesi Gereken Yazar: Sadık Hidayet

Sadık Hidayet Kimdir ?

Yazarımız İran Edebiyatı'nın düzyazı ve kısa hikaye yazarıdır. İlk hikayelerini Paris'teyken yazmıştır. Kapalı ve melankolik bir anlatıma sahiptir. Hidayet'in ölümü de umutsuzluk ve mutsuzluk halinin getirdiği bir sondur. Ölümünü 25 yıllık arkadaşı Bozarg Alevi şöyle anlatır: " Paris'te günlerce hava gazlı bir apartman aradı, Championnet Caddesi'nde buldu. 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve ertesi gün bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar halde buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanı başında duruyordu. " Yılmaz Güney'in de yattığı Pere Lachaise mezarlığına gömülüdür.

Şimdi şahsımca çok sevilen en ünlü eserini sizlerle paylaşacağım;

KÖR BAYKUŞ

Eserimiz İran Edebiyatı'nın başyapıtı sayılıyor olsa da ilk kez Hindistan'da yayımlanmış, İran'da yasaklanmıştır. Yazarımız öldükten 10 yıl sonra Modern İran Edebiyatı'nın en büyük yazarı kabul edilmiş, eser yeni bir estetik değer kazandırdığı için tarihsel bir önem taşımaktadır.

Hidayet eserine "Gölgeme yazıyorum." diyerek giriş yapar. Gerçekten de öyledir. Kitap boyunca rüya ve gerçek arasındaki çok ince bir çizgide dans ettirir bizleri. Gerçekle, hayaller, kabuslar üzerine kasvetli umutsuzluk ve ölüm halini harmanlayarak karanlık ama tutkulu bir yolculuk başlatır. İmgeleyici anlatı çok etkileyicidir.

Daha iyi anlamanız için kitabından küçük bir alıntı paylaşacağım; "Kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyorum. Unutmam mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı, gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydım, bir mürekkep damlasında, bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyürlerdi ki, hissedilemezin içinde silinir, yok olurlardı. O zaman dileğime kavuşurdum."

Eseri içerik olarak anlatmak oldukça zor. Neden sonuç ikilemine girerseniz çıkamazsınız çünkü eser Hidayet'in yaşamış olduklarının bir sonucudur. Hayal ve gerçek arasındaki ince çizgi sizi kitabın son sayfasında da ağırlayacaktır. Behçet Necatigil'in muazzam çevirisi ve Hemad Javadzade'nin muhteşem çizimleriyle eser değerine değer katmakta.

Bu blog ile alakalı daha fazla bilgi almak için e-mail adresinizi yazabilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar 0

Giriş Yapın! Yorum yapmak için giriş yapın..