Blog

Nebil Sayın

Çukur'un Muhittin Abisi Nebil Sayın ile Eğitim Üzerine Röportaj

İzmir'in Güzelyalı semtinde karşılaştık Nebil Sayın ile. Elimde dürümle gidip konuşmalı mıyım sorusunu sorup duruyordum kendime, çünkü bir dürümcüdeydik. Şu an okumakta olduğunuz bu röportajın hikayesi böyle başladı. Anlamış olduğunuz gibi, evet gidip konuştum! Şunu söyleyebilirim ki, enerjisi sizi dinlendiriyor. Oldukça da uzun boylu! Gelin birlikte oyunculuk, yetenek ve mutluluk gibi kavramlara Nebil Sayın gözünden bakalım. Keyifli okumalar! 

Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü Oyunculuk mezunusunuz, bu bölümü neden seçtiniz? Oyunculuk sizin için ne ifade ediyordu?  

Oynamayı çok sevdiğimi, oynamanın beni heyecanlandırdığını anladığım zaman oyunculuk yapmaya karar verdim. Dil Tarih tiyatro-oyunculuk bölümü benim için özel bir tercihti. Alanında en yetkin hocalar oradaydı (tabii şimdi neredeyse hiçbiri yok) O okula girebilmek için üç kez sınava girdim, sonunda beni sınavlarda görmekten bıkmış olacaklar ki aldılar 

Yeteneğini keşfettiği zaman insan özgürleşiyor, hiç aramadığı veyahut bulamadığı zamanda insanı zehirlediğine inanıyorum. Hiç ait olmadığı işletme bölümü sıralarından, nefret etmek. Zorundalıklarla yaşamak zehirlemez mi insanı? Sizce insan içindeki yeteneği nasıl keşfeder?   

Ben herkesin her şeye doğuştan yetenekli olduğuna inanıyorum, yatkınlık düzeyleri farklı olabilir. Bu yeteneklerimiz günlük yaşamın saçmalıkları içinde köreliyor. Bunları yeniden canlandırmak için sürekli sorgulamayı, araştırmayı ve kendi merkezinde kalmayı öneririm insanları. Bir de müzik ve edebiyatla yatıp kalkmalarını. 

Bir röportajınızda duyum belleği egzersizlerinden söz ediyorsunuz, biraz bahseder misiniz?  

Biz yaşadığımız her duygu durumunu, her an beş duyumuzun bize ne dediğini kaydetmek ve canlı tutmak durumundayız. Bunu sağlamak için tüm güne yaydığımız bir dizi egzersiz yaparız. 

Sizinle birlikte oyunculuğu yetenek ve eğitim olarak ayırırsak, hangi başlık üstün çıkar?  

Yetenek yerine "yatkınlık" diyelim. Yatkınlığı çok düşük oyuncuların çalışma ve eğitimle aşırı yatkın oyuncuların önüne geçtiğine defalarca tanık oldum. 

El yapımı deri aksesuarlar üretiyorsunuz, hobi olarak mı başladınız?  

Hem çok seviyorum hem -hâlâ- o isle geçiniyorum. 

Sektöre baktığımız zaman, aklımızda tutamayacağımız kadar oyuncu var. Hepsi için güzel ve yakışıklı diyebiliriz. Fakat en yetenekli oyuncu kim diye sorduğumuz zaman, verilen cevaplar bir elin parmağını geçmiyor. Oyunculuk için konuşursak, güzellik ve yakışıklılık kavramları sizce ne kadar önemli?   

Sahnede her insan tipine ihtiyaç vardır. Güzellik yakışıklılık Tv-magazin sektöründe avantaj olabilir, ilgi alanıma girmiyor. 

Tutku çok klişeye kaçabilen, fakat temelinde insan mazotu olduğuna inandığım bir duygu. Şöyle ki tutku, üretimi her zaman genç tutuyor. İnsan tutkuyla bağlandığı işten kopamıyor, bu sizin için ne kadar geçerli? İşinizde, sosyal yaşamınızda tutkunun yeri nedir? Oyunculuk sizin için bir tutku muydu? Yoksa daha şiddetli hissettiğiniz hayalleriniz var mı?  

Sevgiyi tutkudan daha kıymetli bulurum. Hep sevdiğim şeyi yapmayı tercih ettim. Tutku gereklidir fakat kontrol etmesi zordur ve fazlası insanı zehirler. 

Boğaziçi Sanat Oyunculuk Atölyesi'nde gençlere oyunculuk eğitimi veriyorsunuz, bu size neler hissettiriyor?  

Oyuncu olmak isteyen gençlere neler tavsiye etmek istersiniz?  

Birikimimi paylaşmak beni sağaltıyor, taze ve diri tutuyor. Öğretirken yeniden öğreniyorum. Oyunculuk yapmak isteyen gençlere tavsiyem, oynasınlar. 

Oyunculuk insana birçok pencereden bakma imkânı sunuyor, bambaşka bir hayatın içinde, kendiyle tezat bir sürü karakteri anlama, çözümleme fırsatı. Bu çok heyecan verici duruyor. Oynadığınız rollerin kendi karakterinize dokunduğu oluyor mu?   

Elbette canlandırdığım her karakterde benden büyük bir parça var. 

Herkesin dilinde bir ''role girme'' deyimi var. Bunun aşamaları nasıl ilerliyor?  

Bunun cevabı o kadar uzun ki, emin olun buraya sığmaz 

Son olarak oyunculuk bilinçli şizofrenidir sözüne katılıyor musunuz?  

Oyunculuk oyun oynama eylemini gerçekleştirmek, tıp literatürünün bazı durumlara koyduğu isimlerle açıklanamaz. Böyle bir benzetme varsa da isabetsiz bir benzetmedir. 

Bu blog ile alakalı daha fazla bilgi almak için e-mail adresinizi yazabilirsiniz.
Bensu Tekin

Bensu Tekin

[email protected]

Yaşar Üniversitesi - Halkla İlişkiler ve Tanıtım

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar 0

    Giriş Yapın! Yorum yapmak için giriş yapın..