Blog

Girişimcilik

Ne kadar girişimcisin?

Girişimcilik ya da günümüzde lanse edilen adıyla Start-up sahibi olan kişi olarak hitap edilmek birçok insana havalı geliyor. Bu havalı gelişin elbette oldukça fazla artısı var ve gün geçtikçe bunu anlaması daha da kolaylaşıyor. Ama unutmayın ki her havalı olan şeyin aşırı zor bir yanının olduğunu da bilmek ve bunun haklı gururunu da bünyeye işlemek gerekir.

“Nedir Girişimci ?“ diye soracak olursanız, bana göre girişimci insanların görüpte ifade edemediği eksikliği fark edip onu bir şekilde insanlara sunabilecek cesarete ve fikrini geliştirip ona sahip çıkabilecek özgüvene sahip olan kişidir. Bu yüzden girişimci dik başlı, inatçı ve inançlı olmalıdır. Burada bahsettiğim dik başlılık karşısına çıkan durumlara karşı koyabilme gücünü, inancı da projesinin büyüyebilme potansiyelinin farkındalığına bağlıdır.

Girişimci olmak, bu insanların tercihlerinden ziyade ciddi manada karakterleri ile doğru orantılı bir şeydir. Yani girişimci olabilecek misiniz diye merak ediyorsanız sizlere çocukluğunuza mutlaka bir göz gezdirin derim. Çocukken ailenizin size söylediklerinin dışında merak ettiğiniz şeyleri onların asistanlığı olmadan öğrenme çabanız olduysa, ya da onların riskli diye uyardığı şeylere odaklanmaktan kendinizi alıkoymadıysanız ve inatla gizli gizli bile öğrenmeye çabaladıysanız siz iyi bir girişimci potansiyelisiniz diyebilirim.

Kendi adıma girişimcilik aslında kanımda var diyebilirim. İlkokulda okurken, dedemin bakkalından aldığım bisküvi ve çikolataları, kendi arkadaşlarıma üzerine kar payı ekleyerek satmışlığım var. Lise çağlarına geldiğimde yine aynı şekilde babamın dışarıya yaptırdığı işlere talip olmam, basketbol ve müzik konusunda meraklılarına eğitim vermem de bunu destekler nitelikteydi. Üniversite çağlarımın gelmesi ve sonrası konusunda hiçbir zaman kendimi bir kalıba sığdıramadım. Çok fazla hırslı mıydım onu bilemem ama kendimi kendime kanıtlamak istediğimden bir arkadaşımın sunduğu fikre kafa yattığı andan itibaren gözü kapalı girdim ve yaklaşık bir yıl boyunca hiç kazanç sağlamadan bu projenin büyümesi adına her şeyi yaptım ve sonrasında bu proje benim çocuğum oldu. Düşmesiyle düştüm, yükselmesiyle yükseldiğim anlar oldu ve bu projeden itibaren kendimi daha da güçlü hissettim ve yetinmeden devam ettim.

İtiraf etmeliyim ki boş işler olduğunun farkında olmadan pek çok projeye zaman harcadım hattta kazık atma girişimleriyle karşılaştım ve aralarından bu konuda başarılı olanlar da oldu.Kızgınlığım anlık olarak değiştiğini fark ettim bir süre sonra da arkama bakıp kendimle dalga geçtiğim de oldu. Yorgunluk hissettiğim çok oldu, ama özellikle son zamanlarda bu yorgunluklar hiçbir zaman bir tam gün sürmedi. Ne kadar kötü haber alırsam alayım, hangi müşteriyi kaybedersem edeyim, birkaç ay sonra parasız kalma riski ne kadar ciddileşirse ciddileşsin, her seferinde, birkaç saat sonra kendi kendimi ayağa kaldırabildim. Çünkü başka çarem yoktu, kurduğum organizasyonun benden daha yetkili, bana moral verecek, yol gösterecek, beni motive edecek bir öznesi yoktu. Ya moralsizliğimi sürdürüp durumu daha kötüye götürecek, ya da bir an önce kendimi telkin edip, gereğini yapacaktım. Ve düzeltmek için adım atınca, neredeyse sihirli bir şekilde, çok kısa sürede "işler normale dönecek" sinyali veren gelişmeler oldu. Psikolojik öz motivasyon konusunda bu noktaya varmam uzun süre aldı. Önceleri sorunu tekrar tekrar kafamda yaşayıp, dağılmasına engel oluyordum. Ama artık o bir saatin bile en fazla yarısını kullanıyorum ve sonrasında tekrar enerjimi toplamış oluyorum. Bir de haklarını vermem lazım, ekibim konusunda çok şanslı olmamın da bunda payı büyük.

Girişimci olmak, acaba kaybedecek miyim diye korkmayı düşünmekten ziyade, o kayıp bana neler katabilirden geçer aslında. Başarısızlıkların her biri hızlı bir şekilde sizin hayatınıza tecrübe olarak katılmalı ve daha sonrası için tedbir olarak haznenizde yerini almalıdır. Eğer bunları kendinize dahil etmezseniz fuck-up night olarak adlandırılan çuvallama hikayelerinin geçtiği etkinliklerin baş kahramanı olarak insanlara tavsiyelerde bulunurken kendinizi bulabilirsiniz. Bir de pek çok örneğini gördüm ki, hiçbir iş dışarıdan göründüğü gibi değil. Bu yüzden anlatılandan ziyade tecrübe edinmeniz gerekir. Ve şunu da unutmayın, eğer bir girişimin içinde bulunuyorsanız, sizler normal mesai saatlerine sahip sıkıcı giyinen ve her zaman birilerinin cebini doldurmak adına çalışan insanlardan daha özelsiniz demektir. Cesaret edemeyip yeteneklerini yastık altında saklayanlardan olmaktansa girişimci olarak çuvallamayı da tercih edin emin olun daha büyük bir insan olarak yolunuza devam edeceksiniz.

Bu blog ile alakalı daha fazla bilgi almak için e-mail adresinizi yazabilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar 0

Giriş Yapın! Yorum yapmak için giriş yapın..