Blog

Soichiro Honda ve Honda markasının doğuşu

Tüm talihsizliklere rağmen doğan Honda efsanesi

Büyük bir marka haline gelebilmek söz konusu olduğunda aşılan zorluklar ilk etapta merak edilir. Hatta yeri gelir bu zorluklar vazgeçme aşamasına kadar getirir ama bu aşamada inatçı olan mutlaka bir şekilde emeğinin karşılığını alır. Ve tam da bu konunun üstüne karşınızda Soichiro Honda… 

Soichiro Honda’nın hayat hikayesi ve yaşadığı talihsizlikler silsilesi, belki de bir kişiye değil 1000 kişiye yetecek kadar zor günler ve sonunda vazgeçmeyip geldiği nokta diyerek özetlemek beklentiyi yükseltecektir ki öyle de olmalı. 

Kısaca Soichiro Honda’nın hayatına değinmek gerekirse, 1906 yılında doğmuş ve 1991 yılında hayata veda etmiş Japon bir girişimcidir kendisi. Üretmiş olduğu motorlu bisikletlerle tüm Dünya’nın dikkatini çekmeyi başarmış olan Honda bu aşamalara gelen kadar, çok fazla girişim ve hüsran içinde bulunmuştur . Soichiro Honda, geleneksel iş dünyasını hem Japonya’da olduğu gibi dünya genelinde de değiştiren bir kişilik. Honda, şirketini 1956’da 3 zevk felsefesi üzerine kurdu: Üretim zevki, satış zevki ve Honda kullanma zevki. Ama bu o kadar da kolay olmadı. Honda’nın garip ama etkileyici başarı hikayesine geçelim ve girişimci olan herkese güzel bir örnek vermiş olalım.


Mesela Honda’nın ilk girişimi 1938 yılına dayanıyor ve bu projesi piston ringleri üzerine gerçekleştirilmişti. Piston ringleri üzerine gerçekleştirmiş olduğu ve uğruna birçok mücevherini rehinciye bıraktığı bu proje Toyota’ya sunulduğunda aşağılanarak reddedildi ve eğitimsizlikle suçlandı. İlk hüsranı ile karşılaştıktan sonra yaşadığı maddi kaybı da önemsemeden çalışmalarına devam etti, hatta ilk sunumun üzerinden iki yıl geçtikten sonra Toyota ile pazarlık masasına oturmayı başardı ve tam fabrikasını kurabilmek için sermaye üretmişti ki bir anda II. Dünya Savaşı başladı ve bu yüzden Japon hükümeti kendisine fabrikasını kurabilmesi adına destek sağlayacak olan betonu vermedi. Tabi bunlar yine kendisini almak istediği zevkten mahrum bırakamadı ve kendi betonunu kendisi üretti. Bu süreçte arkadaşlarından yardım aldı ve fabrika inşası için gerekli betona sahip olmayı başardı ama talihsizlikler bir kez daha karşısına çıktı. Evet birçoğunuzun tahmin ettiği gibi fabrikasının üzerine bomba düştü. Hem de bir değil tam iki kez düştü.



İmalat bölümünün tamamına yakını enkaza dönüştü. Ülke, Amerika tarafından işgale uğradı. Savaşın getirdiği kıtlık, fakirlik ve ham madde eksikliğine rağmen Soichiro Honda yılmadı. Amerika ordusunun attığı benzin tenekelerini toplayıp biriktirmeye başladı. Çünkü her şeyden önce ham maddeye ihtiyaç duyuyordu ve o da bu ihtiyacını bu sayede gidermeyi başarmış sayılırdı. 

Soichiro Honda ham madde üretme konusunda yaşanılan sıkıntıyı da halletmeyi başarmış ve yeniden fabrikasını hayata geçirmişken bir anda büyük Japonya depremi ile fabrikasının bir kez daha yerle bir olmasına şahit olmuş oldu. Bir de tüm bu başına gelenler yetmezmiş gibi, savaşın kötü etkilerinden biri olarak benzin konusunda da sıkıntı yaşanmaya başladı ki bu sıkıntı bir anda Honda’nın her yere bisiklet ile gitmesine neden oldu. Honda bu şekilde ulaşımını sağlarken bir anda aklına gelen bir fikir ile bisikletine motor takmayı düşünüp ardından da bunu gerçekleştirmiş ve günümüzde efsane motorlar olarak adlandırılan motorsikletlerin atasını meydana getirmiş oldu.

Motorlu bisiklet dikkat çekmeye başlayınca tüm komşuları ve görenlerden bu motorlu bisiklet konusunda talepler almış olsa da bir süre sonra taleplere karşılık veremedi ve bu konuda ışık olduğunu keşfedip motorlu bisiklet üretimi konusunda çığır açacağını ifade ederek bisiklet şirketi sahiplerine tam 18000 mektup yazmış ve destek beklemiştir. 18000 bisikletçiden 5000’inden kendisine destek cevabı alınca motoru konusunda daha kapsamlı çalışmalar gerçekleştirmeye başlamış ve ağırlığını biraz daha indirdiği motorunu artık seri üretime geçirebilecekti. 

Uzun ve yorucu bir sürecin sonunda başarıya ulaşan Honda’ya İmparatorluk Nişanı verildi. Daha sonra motorlu bisikletlerini Avrupa ve Amerika’ya ihraç etmeye başladı. Ardından 1970’lere gelindiğinde en az motorlu bisikletler kadar tutulan otomobilleri ile sektöre başka bir koldan daha girdi.

Honda şirketi, bugün yaklaşık 100000’den fazla kişi çalıştırıyor. Bir zamanlar kendisi ile alay ederek aşağılayan Toyota, ihracat anlamında Honda’nın gerisinde.
Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen başarıya ve hayallerine odaklanan bir adamın azmi ve gücü Honda’yı bugünkü konumuna taşıdı.

Soichiro Honda, bir girişimciye olabilecek en güzel örnektir. Hayal edip vazgeçmemeyi, her dibe vuruşta daha da güçlü yerden kalkmayı gösterem en güçlü isimdir.

Bu blog ile alakalı daha fazla bilgi almak için e-mail adresinizi yazabilirsiniz.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar 0

Giriş Yapın! Yorum yapmak için giriş yapın..